10 Aralık 2012 Pazartesi

Balıklıova'da Dehşet / Balıklıova'da Üç Yabancı



Tahmin edileceği  gibi, bu işlere soyunmuş biri olarak koleksiyonumda epey fotoğraf var.  Fakat bu kadar garip olanı pek az (Belki de tuhaf fotoğraflar serisi de yapmalı). İlk bakışta normal gibi görünen bir an bu… Dar, ufak koyun kıyılarından birinde  sigara içen iki genç adam.  Belki de deniz bile değil;  kıyıya yakın bitki örtüsüne bakılırsa ufak bir göl kıyısı diye düşünmek daha uygun. Ama bütün bunlar pek önemli değil,  esas önemli ve anlaşılmaz olan; şu Orhan Kemal’in gençliğini  veya  40’ların Amerikan filmlerinden fırlamış dedektifleri andırır  genç adam ve duruşu, kareli gömleği, elindeki  komik plaj çantası ile bu iki adamın bir arada, aynı karede yer almaları. 

Aynı fon önündeki tek tek fotoğrafları bile muhtemelen bu denli garip gelmeyecekti. Ama şu halleri ile, deniz kıyısında işlenmiş feci bir cinayeti araştıran, birbirinden karakter ve  cinsel tercih itibarı ile epey farklı iki dedektifi  canlandırdıkları  bir filmin setindeler sanki (… Sabahtan beri  Balıklıova’da, üzerine eskice bir çarşaf örterek sineklerin hücumundan korumaya çalıştıkları cesedin başında sigara içip, kendi aralarında sessizce konuşarak  Karaburun’dan gelecek müddeiumumi’yi  bekleyen iki görevli olmaları pek ala mümkün.  Kareli gömlekli olan Adli Tıp Mütehassısı Kız Vasfi. Diğeri de,  İzmir Emniyeti Cinayet Masası komiserlerinden meşhur Fişek Celal. Manisa Lisesinden arkadaş, iyi dostlar olduklarından genellikle bu tür işlerde beraber görevlendiriliyorlar…) ne bileyim ben?.
 
BvP 





Balıklıova’da üç yabancı

Bu iki adam ve karşılarında durup fotoğrafı çeken üçüncüsü, çocukların yarı çıplak suda oynadıkları sıcak bir günde, Balıklıova’da, giyimlerindeki ciddiyetten ve sağdaki adamın elindeki çantadan da anlaşılacağı üzere kısa bir süre içinde gerçekleşecek bir şeyi, birinin gelmesini veya bir yere gitmeyi sıkıntıyla bekliyorlar. Eski detektif filmlerindeki kritik sahnelerde olduğu gibi neredeyse poz kesercesine birinin objektife, diğerinin yapılacakların hesabıyla uzak ufuklara bakması o ana gizem üstüne gizem yüklüyor. Bu esnada kazara kadrajın içine giren, bazısı keyifle uzanmış ve bazısı koşturan çocuklar ve uzakta yanaşan sandal, bu üç adamın beklediği her neyse onun yerli halk için çok da bir şey ifade etmediğini, tembel günlük yaşantının düzenini en azından şimdilik, doğrudan bozmayacağını gösteriyor.

Elmira


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder